Levent Öztürk 24 Eylül 2026 07:03
Küresel sıcaklıkları düşürmek için geliştirilen bazı jeomühendislik fikirleri, iklim krizine çözüm ararken yeni sorunlar yaratma riski taşıyor. Bunlardan biri olan "deniz bulutlarını parlatma" yöntemi, yeni bir araştırmaya göre Pasifik Okyanusu'ndaki El Niño döngüsünü ciddi biçimde değiştirebilir.
Earth's Future dergisinde yayımlanan çalışmada, okyanus üzerindeki bulutların daha fazla güneş ışığını uzaya yansıtmasının gezegeni soğutabileceği, ancak bu etkinin dünyanın her bölgesine eşit biçimde dağılmayacağı belirtiliyor. Sorunun merkezinde de tam olarak bu dengesiz soğuma gizli.
Bulutları Daha Parlak Hale Getirmek Nasıl Çalışıyor?
Deniz bulutlarını parlatma yönteminde okyanus yüzeyinden atmosfere tuz parçacıkları püskürtülmesi planlanıyor. Bu parçacıklar bulut yapısını değiştirerek bulutların genişlemesini ve daha fazla güneş ışığını geri yansıtmasını sağlıyor.
Amaç, Dünya yüzeyine ulaşan güneş radyasyonunu azaltarak küresel sıcaklıkları düşürmek. Ancak bu süreç yalnızca sıcaklığı etkilemiyor. Buharlaşma ve yağış düzenlerinde de değişiklik ortaya çıkabiliyor. Santa Barbara California Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği simülasyonlara göre yöntem, El Niño Güney Dalınımı'nın genliğini yüzde 61 oranında azaltabilir.
ENSO olarak da bilinen bu doğal sistem, Pasifik'teki sıcak suyun yaklaşık iki ila yedi yıllık dönemlerde doğu ve batı arasında hareket etmesiyle oluşuyor. Döngüde meydana gelecek büyük bir değişiklik, Pasifik'in çok ötesinde sonuçlar doğurabilir.
Yağış Düzenleri De Değişebilir
Simülasyonlarda deniz bulutlarının parlatılmasıyla Pasifik'in iki yakasında da yağış miktarının azaldığı görüldü. Bunun özellikle Güneydoğu Asya musonları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Muson yağmurlarındaki değişim yalnızca bölgesel hava koşullarını etkilemekle kalmayabilir. Tarımsal üretim ve buna bağlı olarak küresel gıda güvenliği de risk altına girebilir.
Araştırmacılara göre temel sorun, soğutma etkisinin okyanus üzerinde eşit dağılmaması. Bir bölgede oluşturulan müdahale, atmosfer ve okyanus sistemleri üzerinden çok daha geniş bir coğrafyada beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Stratosferik Aerosol Enjeksiyonu Da Inceleniyor
Bilim insanlarının değerlendirdiği seçeneklerden biri de "stratosferik aerosol enjeksiyonu" olarak adlandırılan yöntem. Bu yaklaşım, 1991'de Pinatubo Yanardağı'nın patlamasının ardından gözlenen küresel soğuma etkisinden ilham alıyor. Pinatubo patlamasının ardından atmosfere yayılan parçacıklar küresel sıcaklıkların yaklaşık 0,6 derece düşmesine neden olmuştu. Benzer bir etkiyi yapay olarak oluşturmayı hedefleyen yöntemde, uçaklarla atmosferin üst katmanlarına kükürt diyoksit parçacıkları bırakılması öngörülüyor.
Yüksek irtifaya taşınan parçacıkların gezegen genelinde daha dengeli bir soğuma etkisi oluşturabileceği düşünülüyor. Bu nedenle araştırmacılar, El Niño döngüsü ve küresel yağış sistemleri üzerinde deniz bulutlarını parlatmaya kıyasla daha sınırlı bir bozulma ortaya çıkabileceğini değerlendiriyor.
Çalışma, gezegeni soğutmayı amaçlayan müdahalelerin yalnızca ortalama sıcaklık üzerindeki etkileriyle değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Küresel iklim sistemi birbirine bağlı çok sayıda süreçten oluştuğu için, bir bölgede yapılan müdahale dünyanın başka bir noktasındaki yağış ve sıcaklık düzenlerini değiştirebilir.
İlgili GaleriGörünmez inekler, dünya dışı otoyol: En tuhaf trafik levhaları Galeriye Gözat